25.07.2026 • Saturday İstanbul 6°C BIST 12.805
Dolar 43,27 TRY Euro 50,76 TRY Altın 6.621 TRY
Giriş
SON DAKİKA
Dünya

İsrail ve Yunanistan'da Türkiye paniği: Bölgesel ortak değil stratejik düşman

Yunan sunucu Andreas Mountzouroulias'ın hazırlayıp sunduğu Doğrudan Haberler adlı programda, Türkiye'nin bağımsız dış politikası ve artan bölgesel gücünden duyulan rahatsızlık gözler önüne s

Yunan sunucu Andreas Mountzouroulias'ın hazırlayıp sunduğu Doğrudan Haberler adlı programda, Türkiye'nin bağımsız dış politikası ve artan bölgesel gücünden duyulan rahatsızlık gözler önüne serildi. Programda, İsrail stratejik araştırma merkezlerinin analizlerine dayandırılarak, Ankara'nın Orta Doğu'dan Hint-Pasifik'e uzanan jeopolitik hamlelerinin Tel Aviv ve Atina hattında neden olduğu panik ele alındı. Programda, İsrail'in Türkiye'yi artık zorlu bir bölgesel ortak olarak değil, doğrudan bir rakip olarak konumlandırdığı belirtilerek Tel Aviv'in Ankara'ya yönelik bakış açısı şu sözlerle özetlendi:

"Türkiye bir ortaktan stratejik bir düşmana dönüştü ve önümüzdeki on yılda İsrail'in ulusal güvenliğine yönelik en acil tehdidi oluşturabilir."

İsrail'in İbrahim Anlaşmalarını bir güvenlik mimarisine dönüştürme çabası kapsamında Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni Avrupa'ya jeopolitik bir köprü yapmak istediği öne sürüldü. Ancak Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki meşru haklarını koruyan kararlı duruşu, bu eksenin en büyük engeli olarak gösterildi. Yunan sunucu, Ankara'nın IMEC ekonomik koridoruna karşı çıkmasını ve kendi alternatif rotalarını oluşturmasını hazmedemeyerek durumu şu ifadelerle aktardı:

"Türkiye, bu planı alt üst etmeye çalışan güç olarak gösteriliyor. IMEC'e karşı çıkıyor, Yunanistan ve Kıbrıs'ın deniz bölgelerine itiraz ediyor ve Türkiye, Suriye ve Pakistan üzerinden rakip koridorlar oluşturmaya çalışıyor."

Türkiye'nin denizlerdeki caydırıcılığına karşı koymaya çalışan Atina yönetiminin, Hint-Pasifik ülkeleriyle, özellikle de Güney Koreli gemi inşa devi Hanwha Ocean ile modern savaş gemisi inşası ve denizaltı modernizasyonu için anlaşmalar yaptığı belirtildi. Öte yandan, Bulgaristan'daki Amerikan KC-135 uçaklarının korunması için Sofya'nın Ankara yerine Atina'dan Patriot hava savunma desteği talep etme ihtimali, Yunanistan'ın Balkanlar'da rol kapma çabası olarak yorumlandı.

Programda, Amerikan Gatestone Enstitüsü'nün Türkiye aleyhine yürüttüğü lobi faaliyetlerine de geniş yer ayrıldı. Enstitünün, Türkiye'nin F-35 programına geri dönmesinin ABD için ciddi bir jeopolitik hata olacağı yönündeki hezeyanları paylaşıldı. Ankara'nın terörle mücadeledeki kararlılığı ve bağımsız politikaları, Batı ekseninden kopuş gibi yansıtılmaya çalışıldı. Enstitünün analizindeki küstah tavır şu sözlerle ekrana taşındı:

"Analizde Türkiye'nin Hamas ve Hizbullah ile ilişkileri ve Ankara'nın İran'daki Kürt operasyonlarını engellemedeki rolü vurgulandı. Ana argüman, Türkiye'nin artık Batı'nın güvenilir bir müttefiki gibi davranmadığı yönündeydi."

Ayrıca, Türkiye'nin hava savunmasının bel kemiğini oluşturan S-400 sistemlerinin, ABD yaptırımlarına rağmen üçüncü bir ülkeye devredilmemesi gerektiği yönündeki yerel analizlere de dikkat çekildi. Çin'in hava savunma sistemlerinin İran'da başarısız olmasının, Türkiye'nin kendi savunma mimarisindeki kararlarının önemini artırdığı ima edildi.

Yunan medyasının en büyük rahatsızlıklarından biri de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde kurulan yeni elektronik kalkan oldu. Ankara'nın bölgedeki “Türkiye’nin gözleri” olarak adlandırdığı yeni sistemi Türk yazılımları kullanarak radar ağları kurması, Yunan spiker tarafından skandal bir dille işgal altındaki topraklarda askeri köprübaşı olarak nitelendirildi. Mavi Vatan doktrininin sahadaki somut yansımaları, Atina'da büyük bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor.

Karadeniz'de ise Türkiye'nin Ukrayna'nın savaş sonrası güvenlik mimarisinde merkezi bir rol üstlenme ihtimali ele alındı. Türk Donanmasının ticaret gemilerine refakat etme senaryosunun, Ankara'nın Karadeniz'den Kafkasya'ya kadar uzanan etkisini kalıcı hale getireceği ve Rusya'yı zor bir ikilemde bırakacağı vurgulandı. Ayrıca, Odessa'dan yola çıkan Türk sermayeli Altın Aslan adlı ticaret gemisinin Rus ateşiyle vurulması olayına da değinilerek, Ankara'nın bu konudaki diplomatik tutumunun iç siyasette tartışıldığı hatırlatıldı.

Türkiye'nin sadece askeri ve diplomatik alanda değil, yumuşak güç unsurlarıyla da küresel çapta etkisi hasım çevreleri rahatsız ediyor. Programda, 34 ülkede faaliyet gösteren Türkiye Maarif Vakfı hedef alınarak, kurumun bir eğitim ağından ziyade siyasi ve ideolojik bir etki aracı olduğu iddia edildi. Türkiye'nin küresel vizyonu, programın kapanışında şu itiraf niteliğindeki sözlerle dile getirildi:

"Dolayısıyla Türkiye, sadece savaş gemileri, insansız hava araçları ve savunma anlaşmalarıyla nüfuzunu genişletmeye çalışmıyor. Aynı zamanda eğitime, dini yapılara ve Avrupa'nın kendi içindeki gelecek nesilleri etkileyebilecek ağların oluşturulmasına da yatırım yapıyor."

Yorum Yap

Yorumlar admin onayından sonra yayınlanır. Üye olun veya giriş yapın daha hızlı yorum yapın.

Onaylı Yorumlar

Henüz yorum yok.