ABD Temsilciler Meclisi, 1,15 trilyon dolarlık Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA) başlıklı 2027 savunma bütçesini 212 hayır oyuna karşı 216 evet oyuyla onaylayarak Senato'ya gönderdi. Tasarının 219. maddesinde ABD ordusunun teknoloji ve tedarik zincirinin İsrail ordusu ile entegrasyonunun öngörülmesi ülkede büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi. Katıldığı bir podcast yayınında söz konusu yasa tasarısını ve ABD'nin Orta Doğu politikalarını masaya yatıran ABD'li gazeteci Tucker Carlson çarpıcı açıklamalarda bulunarak, "Bu durum kendi ulusunuza karşı yabancı bir ulus adına hareket etmektir ve ihanetin tanımıdır." dedi.
Bin sayfalık Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası'nın 219. maddesine dikkat çeken Carlson, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ile ABD ordusunun birleştirildiğini, ancak konuşulmayan asıl meselenin istihbarat topluluğu ve Pentagon'un da bu entegrasyona dahil edilmesi olduğunu vurguladı. Eski bir CIA analistini konuk aldığını anlatan Carlson, "Bana, 'İnsanlar şunu anlamıyor, bu yapılar bir kez birbirine dolanıp birleştiğinde, onu bir daha çözemezsiniz.' dedi." ifadelerini kullandı. Temsilciler Meclisi üyeleri Thomas Massie ve Marjorie Taylor Greene'in bu konuda tehlike çanlarını çaldığını belirten Carlson, ABD'nin egemenliğini aslında yıllar önce kaybettiğini savundu.
"IRAK'TA KİTLE İMHA SİLAHI YALANI İSRAİL'DEN GELDİ"
CIA ve Mossad'ın 60 yılı aşkın süredir bazı durumlarda tek bir kurum gibi çalıştığını belirten Carlson, eski CIA Karşı İstihbarat Şefi James Jesus Angleton'a Kudüs'te iki anıt dikildiğini hatırlatarak bu ilişkinin derinliğine vurgu yaptı. Mossad'ın on yıllar boyunca ABD'li politika yapıcılara dezenformasyon ve yalanlar beslediğini anlatan usta gazeteci Carlson, "Irak'ın kitle imha silahlarına sahip olduğu yalanı temel olarak İsrail'den geldi. Bu konuda hiçbir tartışma yok. Şii Papa konumundaki Ayetullah'ın öldürülmesinin İran hükümetinin çöküşüne yol açacağı yalanını da hiçbir Amerikan istihbarat teşkilatı söylemedi, bunu Mossad söyledi ve Binyamin Netanyahu bunu Donald Trump'a iletti." diye konuştu.
"NÜRNBERG TARZI İHANET DURUŞMALARINI DESTEKLEMELİSİNİZ"
350 milyonluk Amerikan halkının İsrail istihbaratı tarafından suistimal edildiğini ve bu iki yapının resmi olarak birleştirilmesinin nesiller boyu sürecek bir felaket olduğunu belirten Carlson, "Bu aynı zamanda küçük düşürücü. Amerika Birleşik Devletleri halkına kendi ülkeniz üzerinde hiçbir kontrolünüz olmadığını söylüyor." dedi. Bu adımın vatana ihanet olduğunu vurgulayan Carlson, "Cumhuriyetçi Partinin ABD ve İsrail istihbaratı, IDF ve Pentagon'un birleşmesini desteklemesi o kadar dengesizce ki, bir noktada ihanet duruşmalarını, Nürnberg duruşmalarını desteklemek zorunda kalıyorsunuz." ifadelerini kullandı. Hükümetin gizlediği belgelere de değinen Carlson, binlerce John F. Kennedy suikastı belgesinin CIA'i korumak için, 3 bin Amerikalının öldüğü 11 Eylül belgelerinin ise 25 yıl geçmesine rağmen hala gizli tutulduğunu hatırlattı.
"İSRAİL ABD'Yİ ORTA DOĞU'DAN ÇIKARMAK İSTİYOR"
Başkan Donald Trump ile İran konusunda yaptığı görüşmelerin detaylarını da paylaşan Carlson, Trump'ın zeki biri olduğunu ve savaş öncesindeki haftalarda kendisiyle Beyaz Saray'da üç kez, telefonda ise defalarca görüştüğünü aktardı. Trump'a İran'la savaşın ABD ve Cumhuriyetçi Parti için yıkıcı olacağını anlattığını belirten Carlson, şunları kaydetti: "İsrail bunu İran'ın nükleer programı yüzünden yapmıyor. İsrail Orta Doğu'nun kontrolünü istiyor. İsrail, Amerika Birleşik Devletleri'ni Orta Doğu'dan çıkarmak istiyor, Körfez ülkelerini yok etmek istiyor ve İran'ı parçalara ayırıp iç savaşla tüketilmesini istiyor. Bunların hepsi doğru ve bariz."
İsrail'in nükleer program bahanesinin ötesinde bölgesel bir hegemonya kurma çabasında olduğuna dikkat çeken Carlson, "Rusya, Moldova'nın çıldırıp NATO'ya katılmasını istemiyor. ABD, Meksika'nın Çin füzelerine ev sahipliği yapmasını istemiyor. Küba'da da aynısı oldu. Bunlar çılgınca fikirler değil, normal fikirler ve İsrail de Orta Doğu'yu kontrol etmek istiyor." diye konuştu. İsrail'in çok zengin ve güçlü olan altı Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkesinin zayıflatılmasını ve ABD'nin bölgeden tamamen çıkmasını hedeflediğini belirten Carlson, "Bunu Trump'a söyledim ve o da bana 'Biliyorum' dedi. O aptal değil, gücü ve diğer insanların içgüdülerini ve hedeflerini anlıyor. Bunu gayet iyi biliyordu ve yine de yaptı. Asıl soru şu: Neden? Ve bunu bilmiyorum." dedi.