Samsun’un Canik ilçesinde yaklaşık 800 metrekarelik alanda ziyaretçilerini ağırlayan Oyuncak Müzesi’nde, 1700’lü yılların sonlarından günümüze uzanan bine yakın nostaljik ve tarihi oyuncak sergileniyor. Ahşap bebeklerden Prenses Diana figürüne, eski bakkal konseptinden bebek evlerine kadar pek çok eser geçmişe ışık tutuyor.
Dünyanın 3’üncü, Türkiye’nin ise en büyük oyuncak müzesinde, 1700’lü yılların sonlarından günümüze uzanan bine yakın nostaljik ve tarihi oyuncak sergileniyor. Canik Belediyesi Oyuncak Müzesi İdarecisi ve Arkeolog Ümmühan Kığılcım, “Türkiye’de en büyük oyuncak müzesi olarak geçmekteyiz. Oyuncak kategorisinde, dünya sıralamasında da üçüncü olarak görülüyoruz. Yani dünyada üçüncü, Türkiye’de birinci olarak geçiyor oyuncak müzemiz”. dedi.
Canik Belediyesi Mevlana Eğitim, Kültür ve Yaşam Kampüsü’nde yaklaşık 800 metrekare alanda kurulu olan dünyanın 3’üncü, Türkiye’nin ise en büyük oyuncak müzesi Canik Belediyesi Oyuncak Müzesi’nde, 1700’lü yılların sonlarından günümüze uzanan bine yakın nostaljik ve tarihi oyuncak sergileniyor.
8 yıl önce kapılarını açan müzede, ahşap oyuncak bebekler, Mickey Mouse’un ilk çizim halinin oyuncağı, Prenses Lady Diana, 1980’li yılların mahalle konseptini yansıtan bir bakkal dükkanına kadar birçok oyuncak, ziyaretçilerin ilgisine sunuluyor. Müzedeki oyuncakların seçimi ve sergileme konsepti ise şair ve yazar Sunay Akın’ın danışmanlığında oluşturuldu. Sergi bölümlerine yerleştirilen karekodlar ile oyuncaklar Sunay Akın’ın sesinden tanıtılıyor.
Oyuncak müzesinin Türkiye’de en büyük oyuncak müzesi olduğunu belirten Canik Belediyesi Oyuncak Müzesi İdarecisi ve Arkeolog Ümmühan Kığılcım, “Canik Belediyesi Oyuncak Müzesi 2017 yılında çalışmalarına başlıyor ve 31 Ocak 2018 yılında da hizmete açılıyor. Müzemizi yoğun olarak okul grupları, yaz aylarında turlar çok fazla ziyaret etmekte. Müzemiz 5 bölümden oluşuyor. Orta teşhir, sağda ve solda da ikişer teşhir var. Toplam 5 alanımız var. Burada konsept bakımından birbiriyle uyum olsun, diye Sunay Akın tarafından güzel bir değerlendirme ile yerleştirilmiş oyuncaklar görüyorsunuz. Vitrinler Sunay Akın’ın tamamıyla kendi konsepti. Oyuncaklar onun eserleri, onun koleksiyonuna ait.”
“Konsept danışmanımız da bizzat Sunay Akın. Müzemizde bine yakın eser mevcut. En eskisi 1700’lerin sonuna tarihlendirilen bir ahşap bebek. Sunay Akın eser listesinde, 1780-1790 yılına tarih vermiş. Güncelleri de 1950’lerden sonra böyle 1980’lere kadar geliyor. Müzemiz bina yapısı olarak çok büyük bir müze. Diğer müzeleri oranla çok büyük. Türkiye’de en büyük oyuncak müzesi olarak geçmekteyiz. Oyuncak kategorisinde, dünya sıralamasında da üçüncü olarak görülüyoruz. Yani dünyada üçüncü, Türkiye’de birinci olarak geçiyor oyuncak müzemiz.” diye konuştu.
Müzede pelüş oyuncaklardan, ahşap oyuncaklara, bebek evlerine varana kadar çok çeşitli oyuncakların olduğunu ifade eden Kığılcım, “Hatta Lehmann gruptan bahsedebiliriz. Bu grubun oyuncakları şöyle bilinir, renkli metal plakalar kullanılarak, ince plakalar kullanılarak yapılmışlardır, hem de kurmalılardır. Bazılarını şu an hala elimize aldığımızda çalıştırabiliyoruz. Yani çok kaliteli, güzel bir şekilde üretilmiş oyuncaklar. Pelüş oyuncaklar çok fazla dikkat çekiyor, özellikle küçük yaş grubu için. Yetişkinler de daha çok Doll House dediğimiz ya da bebek ev olarak bildiğimiz oyuncakları seviyorlar.”
“Onlar aslında zamanında çocukları oynasınlar diye yapılan oyuncaklar değillermiş. İleriki nesiller o dönemin kültürünü görsünler diye, tamamen kültürü yansıtmak amacıyla yapılmış ancak çok detaylı, çok fazla işçilik içeren oyuncaklarımız. Müzemizde toplam 14 tane de QR kodumuz mevcut. Sunay Akın’ın kendi sesinden anlatımlar içermekte. Müzemize gelen insanlar, ziyaretçilerimiz bu QR kodları okutarak bilgi alabiliyorlar. Bu bilgilerin içerisinde aslında oyuncakların hikayelerini de öğrenmiş oluyorlar.” dedi.
Müzede 1700’lü yıllardan başlayan oyuncakların olduğunu belirten Kığılcım, “Müzemizde en eski olarak bilinen, 1700’lerin sonuna tarihlendirilen ahşap oyuncak bebeğimiz var. En günceli de Barbie bebek evlerimiz var. Aslında gerçek hayatta yaşamış karakterlerin oyuncaklarına da denk geliyoruz. Mesela Prenses Diana’nın oyuncağı var. Laurel-Hardy diye komedyenlerimiz var, birkaç tane oyuncakları mevcut müzemizde. Onun haricinde de aslında daha böyle 1950-1960’lı yaşındaki insanlara geçmişi yaşatmak için oluşturulmuş bir alanımız var. Türk bakkalları konsepti dediğimiz bir galerimiz var.”
“Burada bir kuklacımız var, bir eski dükkan stilini yansıtan alanımız var, sahafımız mevcut, oyuncakçımız mevcut. Burayı gören, daha yaşı büyük olan insanlar geçmişe gidiyor ve bazıları duygulanarak ayrılıyor buradan. Çünkü tam manasıyla bir geçmişten kesit sunuyor bize orası. O manada da daha çok küçüklerin değil de büyüklerin ilgisini çekiyor orası.” diye konuştu.
Müzede en fazla Almanya’dan oyuncakların olduğunu belirten Kığılcım, “Almanya’da oyuncaklar çocuklara yapılırken aslında meslek edindirmek amacıyla yapılmış. Yani oyun oynasınlar, vakit geçirsinler diye değil, ileriye dönük meslekleriyle alakalı bilgi sahibi olsun istemişler. Kız çocuklarına uygun dikiş setleri, dikiş makineleri, punch setleri var. Erkek çocuklarına da uygun arabalar, fabrikalarla alakalı oyuncaklar, lokomotifler, uçaklar mevcut. Bunun yanı sıra Japonya’da da oyuncaklar bir araç olarak kullanılmış.”
“Atom bombası olayından sonra çocuklar, malum psikolojileri çok bozuk, geleceğe dair umutları kalmamış. Geleceğe dair hayallerini yeniden kurabilmeleri, hayatlarını yeniden inşa edebilmeleri için Japonlar oyuncakları çocuklara bir araç olarak kullanmış. Gerçekten de işe yaramışlar. Çok renkli, hareket eden, pilli, ışık saçan oyuncaklar yapmışlar ve çocukları yeniden hayata kazandırmışlar. Japonya’nın oyuncak serüveni de aslında bu şekilde ilerliyor. Onun haricinde de ailelerin de vakit geçirebilmesi için kutu oyunlarımız mevcut. Yani bir masada toplaşıp ailenin güzel bir şekilde vakit geçirebilmesi için kutuya oyunları, masa oyunları da mevcut.” dedi.
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir
Daha sonraki yorumlarımda kullanılması için adım, e-posta adresim ve site adresim bu tarayıcıya kaydedilsin.
Δdocument.getElementById( "ak_js_1" ).setAttribute( "value", ( new Date() ).getTime() );