Küresel ve bölgesel krizlerde her masada ağırlığını hissettiren ve dayatmalara karşı ulusal çıkarlarını tavizsiz şekilde savunan Türkiye, çok kutuplu diplomasisiyle ezber bozmaya devam ediyor. İsrail’in önde gelen haber kaynaklarından Kanal 14 televizyonunun haber sitesinde yer “ABD’nin aleyhine yapılan şaka: Erdoğan, tahran’daki rejime karşı uygulanan kuşatmayı kırdı” başlığıyla kaleme alınan kapsamlı analizde, Ankara'nın dış politikadaki bağımsız hamleleri ve Batı'nın tek taraflı yaptırım mekanizmalarına karşı sergilediği kararlı duruş geniş yankı buldu. İsrail medyasında çıkan değerlendirmelerde, Türkiye'nin kendi çıkarlarıyla uyuşmayan hiçbir kuralı tanımadığı ve stratejik haklarını sonuna kadar koruduğu, F-35 müzakerelerinde elini güçlendirirken uygulanan tek taraflı baskılara boyun eğmediğini itiraf etti.
İsrail basınında yankılanan analizde, bölgedeki birçok aktörün uluslararası baskılar karşısında geri adım atarak hava sahalarını ve sınırlarını kapattığı bir dönemde, Türkiye'nin ilkeli, dengeli ve çok yönlü bir siyaset izlediği kaydedildi. Bölge ülkelerinin dış kaynaklı direktiflere hızla teslim olduğuna dikkat çekilen haberde, Türkiye'nin ise milli menfaatleri gerektirdiğinde hiçbir engeli kabul etmediği ve dayatılan kısıtlamaları devre dışı bıraktığı aktarıldı. Türk havacılık şirketlerinin güvenlik gerekçesiyle Tahran seferlerini durdurmasına rağmen, İran'a ait ticari uçakların Türk havalimanlarını kesintisiz ve sorunsuz biçimde kullanmaya devam etmesi, İsrail’de derin bir huzursuzluğa yol açtı.
Washington merkezli düşünce kuruluşu Demokrasilerin Savunması Vakfı (FDD) tarafından hazırlanan ve İsrail medyasının manşetlerine taşıdığı raporda çarpıcı veriler paylaşıldı. ABD yönetiminin dünya geneline yönelik kısıtlama ve yaptırım ültimatomunun sona ermesinin üzerinden sadece beş gün geçmesine rağmen, İran havayollarına ait en az 83 uçağın Türkiye'deki şehirlere iniş yaptığı belirlendi. Analizde, söz konusu uçuş trafiğinin Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bağımsız liderlik anlayışının bir tezahürü olduğu ve Ankara'nın bölgesel ticaret köprülerini açık tutarak jeopolitik gücünü pekiştirdiği ifade edildi.
İsrail medyasının asıl tedirginlik duyduğu noktanın ise Ankara ile Washington arasında son dönemde yeniden canlanan F-35 diyaloğu olduğu belirtildi. Beyaz Saray'ın, Türkiye'ye yönelik haksız yaptırımları kaldırma ve beşinci nesil hayalet savaş uçağı programına Ankara'yı yeniden dahil etme yönündeki sinyalleri Tel Aviv'de alarm zillerinin çalmasına neden oldu.
Trump döneminden bu yana iki lider arasındaki doğrudan diyaloğun önemine değinilen değerlendirmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Rusya'dan alınan S-400 gerekçesiyle uygulanan kısıtlamaların kaldırılması için Beyaz Saray'dan "somut adımlar" beklediği ve diplomaside taviz vermeyen bir duruş sergilediği hatırlatıldı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın CAATSA yaptırımlarının kaldırılması hakkındaki soruya verdiği yanıt İsrail’de panik havasını korkutucu seviyeye çıkardı. Trump, “Türkiye’yi seviyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile her zaman görüşürüm. Bildiğiniz gibi kendisi dostum. Onu her zaman mutlu edeceğim”
İsrail tarafında panik havası oluşturan tablonun arka planında, Türkiye'nin aynı anda hem Doğu hem de Batı başkentleriyle rasyonel ve güçlü ilişkiler yürütebilme kabiliyeti yatıyor. Türkiye'nin ne Washington'ın haksız dayatmalarına boyun eğdiği ne de komşularıyla olan stratejik bağlarını kopardığı ifade edilirken, Ankara'nın uluslararası sistemde kendi kurallarını koyan vazgeçilmez bir merkez haline geldiği bir kez daha gözler önüne serildi. İsrail medyasının satır aralarındaki rahatsızlık, Türkiye'nin savunma sanayiinden sivil havacılığa kadar her alanda bağımsız hareket etmesinin bölgedeki tek taraflı planları nasıl bozduğunu açıkça ortaya koyuyor.