Yemen'de İran destekli Husilerin Kızıldeniz kıyısındaki Taiz'e bağlı Muha kentinin ardından Babulmendeb Boğazı çevresindeki Haniş Takım Adası, Meyyun Adası ile Zubab'ı ele geçirmesi Suudi Arabistan'ın ulusal güvenliğini tehdit ederken, ABD yönetiminin Riyad'a 24,3 milyar dolar değerinde 48 adet F-35 savaş uçağı satışını onaylaması bölgedeki güç dengelerini yeniden şekillendiriyor. Siyonist İsrail'in satıştan duyduğu kaygı gündemdeki yerini korurken, Katar merkezli Al Araby televizyonuna konuşan Suudi siyaset ve strateji uzmanı Dr. Muhammed Salih el-Harbi, sürece ve Mekke Savunma İttifakı'na dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Anlaşmanın ABD'deki anayasal ve yasama süreçlerinden geçerek sonuçlandığını belirten el-Harbi, "Başkanın veto yetkisi var ancak konu bu aşamaya gelmedi. Dolayısıyla bu anlaşmanın geçtiğini ve artık tamamlanmış sayılabileceğini düşünüyorum." dedi.
"DÜNYANIN DÖRDÜNCÜ BÜYÜK GÜCÜ HALİNE GELECEĞİZ"
F-35 savaş uçaklarının küresel güç dengelerini değiştireceğine dikkat çeken el-Harbi, Suudi Kraliyet Hava Kuvvetlerinin kapasitesinin artacağını vurguladı. Uçağın beşinci nesil ve görünmezlik özelliklerine sahip olduğunu anlatan el-Harbi, şunları kaydetti: "Savaş menzili 1.100 kilometre, genel menzili 2.200 kilometre. Dünyadaki en güçlü elektronik harp sistemlerinden birini taşıyor. Entegre sistemlerle ağ merkezli şekilde çalışıyor."
Bölgesel ittifakların önemine değinen el-Harbi, Mekke İttifakı üzerinden dikkat çekici bir güç projeksiyonu yaparak, "Global Firepower verilerine göre Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan sırasıyla dünyanın yedinci, sekizinci ve dokuzuncu en güçlü ülkeleri oluyor. Dolayısıyla bu üç ülkenin savaş hava gücü kapasitesini ele aldığımızda ve onların dünya çapında stratejik bir ittifak oluşturduğunu dikkate aldığımızda, birlikte dünyanın dördüncü büyük gücü haline geleceklerini düşünüyorum. ABD, Çin ve İngiltere'nin ardından." ifadelerini kullandı.
"SİYONİST LOBİ ANLAŞMAYI ENGELLEMEYE ÇALIŞTI"
ABD'nin Suudi Arabistan'a satacağı uçakların İsrail'deki versiyonlardan farklı olup olmayacağı yönündeki tartışmalara da değinen el-Harbi, "Elbette Siyonist lobi bu anlaşmayı engellemeye çalıştı, ancak ABD'nin 36. madde kapsamındaki güvenilir stratejik müttefik statüsüne dayanılarak süreç ilerletildi." diye konuştu.
Teslim edilecek jetlerin donanımından emin olduğunu belirten el-Harbi, "49 adet ilave motor, yedek parçalar ve lojistik destek bulunduğu sürece, bunun ABD veya İsrail'e ait versiyondan farklı olmayacağı konusunda oldukça eminim." dedi.
"TÜRKİYE İLE ALTINCI NESİL UÇAK ORTAKLIĞIMIZ VAR ZATEN"
New York Times gazetesinin, F-35 teknolojilerinin Çin'in eline geçebileceği yönündeki iddialarını reddeden el-Harbi, Suudi Arabistan'ın güvenilir bir ortak olduğunu ve küresel güçler arasında ilişkilerini dengelediğini dile getirdi.
Riyad'ın savunma sanayisindeki uluslararası adımlarına işaret eden el-Harbi, "Ayrıca unutmayalım, Suudi Arabistan'ın Türkiye ile altıncı nesil bir uçak konusunda da ortaklıkları var." dedi. Çin'in zaten kendi yazılımlarına, elektronik harp kapasitesine ve yapay zekasına sahip olduğunu belirten el-Harbi, tersine mühendislik iddialarının gerçeği yansıtmadığını bildirdi.
Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu kapsamındaki yerlileştirme hedeflerinin planlandığı gibi ilerlediğini anlatan el-Harbi, "Bütün askeri sözleşmeler, ister ortaklık kapsamında olsun ister başka şekilde, belirli süreleri, lojistik desteği, personel yetiştirilmesini, eğitimi, bakım faaliyetlerini ve çok sayıda başka unsuru içeriyor. Biliyoruz ki ABD'nin en büyük silah şirketi olan Lockheed Martin'in Riyad'da bir şubesi bulunuyor. Hatta Suudi Arabistan'da THAAD sisteminin bazı parçalarının üretimine de girdiler. Dolayısıyla kademeli olarak yüzde 50 ulusal içeriğe ulaşılması ve ithal edilen içeriğin ortaklık yoluyla azaltılması hedefleniyor." değerlendirmesinde bulundu.