Dünya petrol ve LNG arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğini aksatma girişimleri, beklenenin aksine küresel bir ekonomik krize yol açmadı.
Piyasaların alternatif arz akışlarına hızla uyum sağlaması, İran'ın boğaz üzerindeki stratejik baskı gücünü eritti. Analist Arash Azizi'ye göre, ABD'nin uyguladığı deniz ablukası İran ekonomisini ve Hürmüz'deki manevra alanını doğrudan ve ağır bir şekilde kısıtlıyor.
Yaptırımların dövize ve küresel finans ağlarına erişimi tamamen kapatması, İran halkı üzerinde doğrudan bir baskı oluşturuyor. Yakıt ve buğday başta olmak üzere temel ithal ürünlerde yaşanan tedarik sıkıntıları, artan enflasyonla birleşerek yönetim tarafında ciddi bir toplumsal patlama endişesi yaratmış durumda.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent stratejinin rejimi çöküşe götüreceğini savunurken, bölgesel yetkililer yönetim içi çatlamalara dikkat çekiyor.
Ekonomik baskıya rağmen yaptırımların kaldırılması ve dondurulan varlıklarına erişim taleplerinden vazgeçmeyen Tahran ile arabulucular arasında mekik diplomasisi sürüyor.
Eski ABD müzakerecisi Dennis Ross, İran'ın boğazdan dikte ettiği "geçiş ücreti" ısrarından vazgeçip meşru seyir ve çevre güvenlik hizmetleri adı altında bir bedele razı olmasının krizde yeni bir anlaşma zemini yaratabileceğini öngörüyor.