Fon piyasasında yaşanan gelişmelerin ardından yeniden gündeme gelen sukuk için uzmanlar, yatırımcıların ürünün yapısını ve risklerini iyi analiz etmesi gerektiğini vurguladı. Doç. Dr. Bilal Bağış, küresel sukuk piyasasının büyüklüğüne dikkat çekerken Prof. Dr. Yusuf Dinç, katılım finansında güçlü mevzuat ve denetim ihtiyacına işaret etti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: Sorunlu fonları karantinaya aldık
Kira sertifikası olarak da bilinen sukuk, hem kamu hem de özel sektörün finansman ihtiyacına alternatif sunarken yatırımcıların ürünün işleyişini ve risklerini doğru anlaması önem taşıyor.
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi İktisat Bölüm Başkanı Doç. Dr. Bilal Bağış ile İktisatçı Prof. Dr. Yusuf Dinç, sukukun işleyişini, yatırımcılar açısından taşıdığı riskleri ve katılım finansı piyasasındaki düzenleme ihtiyacını değerlendirdi.
Sukukun İslami finansın temel finansman araçlarından biri olduğunu belirten Doç. Dr. Bilal Bağış, Türkiye'de bu ürünün hukuki karşılığının kira sertifikası olduğunu ifade etti. Sukukun ihraç yapısına göre farklı özellikler taşıdığını kaydeden Bağış, bazı türlerin geleneksel tahvillere benzer nakit akışları sunabildiğini, bazılarının ise varlıklara, varlık gelirlerine veya ortaklık haklarına dayandığını söyledi.
Her sukukun geleneksel anlamda bir borçlanma aracı olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Bağış, ürünlerin risk ve getiri özelliklerinin de ihraç modeline göre değiştiğine dikkat çekti. Bazı modellerin borç benzeri nakit akışları sağladığını, bazılarının ise kâr ve zarar paylaşımına dayandığını belirten Bağış, yatırımcıların karar öncesinde ürünün yapısını ve kendilerine sağladığı hakları incelemesi gerektiğini kaydetti.
Ticaret Bakanı'ndan 170 milyon lira resti: "Hodri meydan, o hesabı bulun"
Sukukun dünya genelinde önemli bir finansman piyasasına ulaştığını belirten Bağış, 2025 yılı sonunda küresel sukuk stokunun 1 trilyon doları aştığını ifade etti.
Türkiye'de de 40 milyar doların üzerinde sukuk ihracı bulunduğunu aktaran Bağış, Türkiye'nin küresel ölçekte sukukun yaygın kullanıldığı beşinci büyük piyasa konumunda olduğunu söyledi.
Bağış, sukukun faiz hassasiyeti bulunan yatırımcılar için alternatif oluşturabildiğini ancak her ürünün aynı risk düzeyinde değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
İktisatçı Prof. Dr. Yusuf Dinç ise fon piyasasında yaşanan sorunların, katılım finansı ilkelerinin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti. Türkiye'nin sukukla 2009 yılında tanıştığını hatırlatan Dinç, kira sertifikalarının katılım finans kurumlarının likidite yönetimi ve finansman ihtiyaçlarında kullanılan önemli sermaye piyasası araçları arasında yer aldığını söyledi.
Fon piyasasındaki sorunların temelinde katılım finansı ilkelerinin yeterince yaygın uygulanmamasının bulunduğunu savunan Dinç, aşırı spekülasyonun ve faizli işlemlerin yatırımcılar açısından ciddi riskler doğurabildiğine dikkat çekti.
Yeni Parti, Bakan Göktaş'ın babasını hedef aldı: Gerçek bambaşka çıktı
Türkiye'de katılım finansına yönelik kapsamlı bir kanunun ve standartları denetleyecek bir kurulun bulunmamasının önemli bir eksiklik olduğunu belirten Dinç, bu alanda daha güçlü bir düzenleme mekanizmasına ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
Katılım finansı ilkelerinin daha iyi anlaşılmasıyla sukuk, kira sertifikaları, katılma hesapları ve katılım endeksi hisselerinden daha bilinçli yararlanılabileceğini kaydeden Dinç, sağlıklı ve sürdürülebilir bir finansal yapı için mevzuatın güçlendirilmesi ve denetimin etkinleştirilmesi gerektiğini vurguladı.