Türkiye'de yıllardır enflasyon ve kurdaki değer kaybına karşı en önemli güvence aracı olarak görülen yastık altı altınların ekonomik boyutu rekor seviyelere ulaştı. Uluslararası yayın kuruluşu NPR'nin tahminlerine göre, hanehalkının bankacılık sistemi dışında tuttuğu fiziki altın miktarı yaklaşık 5 bin tona çıkarken, mevcut fiyatlarla bu dev servetin değerinin 600 milyar dolara yaklaştığı hesaplanıyor.
"BU SERMAYE ÇALIŞMAK YERİNE PARK HALİNDE DURUYOR"
Fiziki altına yönelimin temelinde yatan nedenleri değerlendiren Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi ve eski Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ekonomisti Selva Demiralp, bu durumun Türkiye'nin uzun yıllardır yaşadığı yüksek ve öngörülemeyen enflasyon, geçmiş bankacılık krizleri ve liranın değer kaybıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı. Altının hanehalkı açısından ekonomik belirsizliğe karşı bir korunma aracı haline geldiğini anlatan Demiralp, "Bu altın işletmelere ödünç verilmiyor. Altının önemli bir kısmı her yıl ithal edilmek zorunda kalıyor, bu da cari açığı artırıyor. Yani bu sermaye, çalışmak yerine park halinde duruyor." dedi.
Demiralp'in paylaştığı araştırma verileri, finansal sisteme yönelik güven sorununu da gözler önüne serdi. Araştırmaya katılanların yüzde 40'ının ticari bankalara duydukları güveni 0-10 ölçeğinde sıfıra yakın seviyede değerlendirdiğine dikkat çekildi. Hanehalkının algıladığı enflasyon ile mevduattan elde edebileceği getiri arasındaki makasın fiziki altına talebi canlı tuttuğunu belirten uzmanlar, vatandaşların gelecekteki tasarruf tercihlerinde altının ilk sırada yer aldığını bildirdi.
Öte yandan, ithal edilen altının sadece yüzde 40 ila 50'lik kısmının kuyumculuk sektöründe kullanıldığı, sektörün tek başına yıllık 170-200 tondan fazla ithalat gereksinimi bulunduğu kaydedildi. Yastık altındaki altının finansal sisteme kazandırılması halinde, tasarrufların kredi ve yatırımların finansmanında kullanılabileceği, para politikasının ekonomideki likiditeyi ve tasarruf davranışlarını daha sağlıklı izleyebileceği ifade ediliyor.
Geçmiş yıllarda yastık altındaki altının finansal sisteme kazandırılması amacıyla uygulamaya konulan çeşitli teşvik ve bankacılık programlarının tam olarak istenilen sonucu vermemesi üzerine sektör temsilcileri yeni çözüm yolları geliştirdi. Yüz milyarlarca dolarlık tasarruf havuzunun ekonomiye kazandırılması gerektiğini savunan İstanbul Kuyumcular Odası (İKO) Başkanı Mustafa Atayık, 2025 yılında yaptığı değerlendirmede iki önemli adıma işaret etti.
Vatandaşların fiziki altınlarının kuyumcular aracılığıyla değerlenerek has altın karşılığının banka hesaplarına aktarılmasını öngören Yastık Altı Altın Yatırımları Sistemi'nin (YAY-SİS) önemine değinen Atayık, bu modelde kuyumcuların sisteme daha aktif dahil edilmesinin ve kamu bankaları üzerinden finansman sağlanmasının planlandığını aktardı.
Sürecin hızlandırılması için ihtisas bankası kurulması gerektiğinin altını çizen Atayık, kuyumculuk sektörüne yönelik Altınbank projesini gündeme taşıdı. İKO'nun önerdiği Altınbank'ın, yastık altındaki altınların ekonomiye kazandırılması, hurda altın dönüşümünün hızlandırılması ve kuyumcuların altın kredisi ihtiyacının karşılanması amacıyla faaliyet göstermesi öngörülüyor. İKO'nun 2025 yılı açıklamasına göre, söz konusu bankanın kuruluşu için hukuki, teknik ve sektörel hazırlıklar ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) nezdindeki süreç devam ediyor.