Sağlık sektöründeki birleşme ve satın alma işlemlerinde kârlı bir entegrasyon ile düzenleyici riskler arasındaki sınır giderek daha kritik hale geliyor. Klinik süreçlerin finansal sonuçlarla doğrudan bağlantılı olduğu sektörde, geleneksel finansal modellemeler işlemlerin tüm risklerini ortaya koymakta yetersiz kalabiliyor.
Bu nedenle sağlık şirketlerinin satın alma ve birleşme süreçlerinde finansal veriler kadar klinik operasyonların da dikkate alınması önem taşıyor. Birleşme ve satın alma ile kurumsal finans alanında deneyimli bir isim olan Jagdeep Singh Kang, geliştirdiği “Klinik-Finansal Değerleme Matrisi” ile bu iki alan arasındaki bağlantıyı güçlendirmeyi hedefliyor. Dubai merkezli Kang, kısa süre önce bağımsız bir butik danışmanlık şirketi olan Valerius Capital Partners’ı kurdu. Bölgesel pazarda farklı finansal çıkarların bir arada bulunduğu bir ortamda faaliyet gösteren şirket, yalnızca birleşme, satın alma ve işletme değerlemeleri alanlarında danışmanlık hizmeti sunuyor. Şirket aynı zamanda varlık yönetimi faaliyetinde bulunmuyor. Bu bağımsız yapı, Kang’ın işlemlerin finansal ve operasyonel bütünlüğüne, özellikle de risklerin doğru şekilde belirlenmesine odaklanmasını sağlıyor.
Kang’ın yaklaşımının temelinde,sağlık sektöründeki kapsamlı kurumsal deneyimi bulunuyor. Uluslararası sağlık grubu Mediclinic’te beş yılı aşkın süre Birleşme ve Satın Alma Başkanı olarak görev yapan Kang, Londra ve Johannesburg Menkul Kıymetler Borsalarında çift kote olan şirketin çok ülkeli operasyonlarının beraberinde getirdiği karmaşık süreçleri yönetti. Kang, daha önce Dubai Finansal Hizmetler Otoritesi tarafından düzenlenen bir yatırım bankası olan Awad Capital’de Kurumsal Finans Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. Ayrıca Ernst & Young ve PwC’de 15 yılı aşkın deneyim kazandı.
Farklı kurumsal yapılardaki deneyimi sayesinde çok sayıda karmaşık ve sınır ötesi işlemi yöneten Kang, geleneksel birleşme ve satın alma süreçlerinde önemli bir sorun tespit etti. Bu sorun, finansal durum tespiti ile klinik operasyonların gerçekliği arasındaki kopukluk olarak öne çıkıyor. Özellikle sağlık sektöründe yalnızca finansal göstergelere dayalı bir değerleme yapılmasının, şirketin gerçek operasyonel risklerinin gözden kaçırılmasına neden olabileceğine dikkat çekiliyor.
Bu açığı kapatmak amacıyla Kang, “Klinik-Finansal Değerleme Matrisi” adını verdiği bir yöntem geliştirdi. Bu yöntem, satın alma işlemlerinde risklerin fiyatlandırılma biçimini değiştirmeyi amaçlıyor. Söz konusu metodoloji, değişken ve sürekli dönüşen bir düzenleyici ortamda faaliyet gösteren bölgesel bir evde sağlık hizmetleri şirketinin satın alınması sırasında uygulandı.
Hedef şirketin küresel uyum standartlarının gerisinde kaldığı tespit edildiğinde, değerleme üzerinde keyfî düzeltmeler yapmak yerine Kang’ın geliştirdiği matris kullanıldı. Klinik eksiklikler, doğrudan işletme değeri üzerinden yapılan kesintilere dönüştürüldü. Şirketin dijital altyapısının yenilenmesi, merkezi bir Elektronik Sağlık Kaydı (EHR) sisteminin kurulması ve varlıkların uluslararası bir sağlık işletmecisinin gerekli standartlarına ulaştırılması için ihtiyaç duyulan sermaye harcamaları da hesaplamaya dahil edildi.
Bu yaklaşım, işlem ekibinin gerekli düzenlemeleri ve yatırımları önceden hesaba katarak satın alma sürecini hızlı şekilde tamamlamasına ve hedef şirket için fazla ödeme yapılmasının önüne geçmesine olanak sağladı.
Kang, geliştirdiği yöntemle ilgili değerlendirmesinde, “Hasta bakımında mutlak standartlar ile tavizsiz finansal disiplin, birbirleriyle rekabet eden unsurlar olamaz. Bunlar, uzun vadeli işletme değerinin ortak ve bütünleşik bir itici gücüdür.” ifadelerini kullandı. Küresel sağlık platformlarının birleşme ve satın almalar yoluyla büyümeye devam ettiği, düzenleyici gerekliliklerin ise giderek sıkılaştığı bir dönemde, şirketlerin yalnızca geçmiş dönem FAVÖK verilerine dayalı olarak değerlendirilmesi önemli riskler barındırıyor. Klinik süreçlerde ortaya çıkan sorunları objektif finansal karşılıklara dönüştürebilen danışmanlık yaklaşımları, sağlık sektöründeki bir varlığın gerçek değerinin yalnızca nakit akışından ibaret olmadığını ortaya koyuyor. Şirketin klinik süreçlere uyumu, operasyonel dayanıklılığı ve gelecekte ihtiyaç duyacağı yatırımlar da uzun vadeli işletme değerinin önemli unsurları arasında yer alıyor.