Yunanistan'ın bölgedeki enerji projeleri ve askeri iş birlikleri üzerinden Türkiye'yi hedef alan söylemleri, stratejik bir analizle yeniden gündeme geldi. Yunanistan merkezli Geopolitico’da yer alan Savvas Takvimi imzalı bir analizde, Atina'nın, Türkiye'nin barışçıl adımlarını çarpıtarak savaş senaryoları üzerinden kamuoyu oluşturma çabası dikkat çekiyor.
Yunanistan Ege’de sular durulmasın diye elinden geleni yapıyor. Bir yanda soykırımcı bebek katili İsrail ile milyar dolarlık askeri savunma anlaşmaları imzalarken diğer yandan medya organlarında Türkiye hakkında provokatif söylemlerde bulunuyor. “Türkiye, Yunanistan ile savaşı inceliyor. Ege Denizi, dayanıklılık ve oldubittiyi önleme mücadelesi” başlıklı analizde, olası bir Türk-Yunan çatışmasının sadece Ege ile sınırlı kalmayacağı, Kıbrıs'tan Doğu Akdeniz'e, enerji tesislerinden kritik altyapılara kadar geniş bir coğrafyaya yayılacağı iddia ediliyor.
Analizde, denizaltı kabloları ve enerji hatlarının sadece ekonomik birer yatırım değil, aynı zamanda stratejik birer dayanıklılık aracı olduğu savunuluyor. Özellikle Revithoussa ve Dedeağaç'taki sıvılaştırılmış doğal gaz tesisleri ile Büyük Deniz Bağlantı Hattı gibi projelerin, Yunanistan'ın tedarik bağımlılığını azaltma çabası olduğu öne sürülüyor.
Global Fire Power 2026’da (GFP) yer alan analiz, Yunanistan’ın barıştan ve gerçeklikten uzak hayallerini suya düşürüyor. İki ülkenin askeri kapasitesinin karşılaştırılmasının yapıldığı analizde, Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı askeri ve savunma alanlarında ne kadar geride olduğunu gözler önüne serdi.
Askeri personelden işgücüne, toplam nüfustan dış rezerve, toplam uçak sayısından savaş gemilerine kadar her alanda Türkiye’nin ezici bir üstünlüğü var.
Analizde dikkat çeken bir başka detay ise, Yunanistan'ın saldırgan hedefleri yoktur ve Türk topraklarını işgal etmez diyen Takvimi, “Yunanistan için bir zafer, Türkiye'nin hızlı ve geri döndürülemez bir oldubitti yaratmasını engellemek” dedi. Bölgeye istikrar ve huzur getiren Türkiye’nin savaş başlatacağını kışkırtıcı bir dille iddia ediyor. Türkiye'nin bölgedeki istikrarı koruma çabalarını görmezden gelen bu yaklaşım, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in muhalefetin ağır eleştirilerine maruz kaldığı, terör devleti İsrail ile 3 milyar euroya imzaladığı Aşil Kalkanı projesine yönelik harcamalarını ve dışa bağımlı savunma stratejisini meşrulaştırma çabası olarak değerlendiriliyor.
Yunanistan'ın beklentilerinin aksine, olası bir çatışma durumunda NATO'nun otomatik bir koruma kalkanı oluşturmayacağı da analizlerde kendine yer buluyor. İttifakın, iki üye devlet arasındaki bir gerilimde doğrudan taraf olmak yerine, kriz yönetimi ve ateşkes çağrıları yapan bir mekanizma olarak kalacağı öngörülüyor. Bu durum, Yunanistan'ın güvenlik politikalarının kırılganlığını ve ittifak içindeki beklentilerinin gerçekçi olmadığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Türkiye ise yerli ve milli savunma sanayii hamleleriyle bölgedeki hak ve menfaatlerini korumaya kararlılıkla devam ediyor.