Sonbaharın etkisini göstermesinin ardından İstanbul’da doğa ve mantar tutkunları soluğu Belgrad Ormanı’nda aldı. Ormanın derinliklerine inen her yaştan doğa tutkunu mantar bulmak için çaba gösterirken, uzmanlar ise bir mantarı yemeden önce yüzde 100 emin olmak gerektiğine dikkat çekiyor.
Bu orman, megakentin kalabalığından uzaklaşıp doğayla baş başa kalmak isteyenler için sonbaharda farklı bir keşif alanına dönüşüyor. Yağışların ardından orman tabanında beliren mantarlar, doğaseverleri bu kez ağaç diplerine bakmaya, yaprakların altını dikkatle incelemeye yöneltiyor.
Çocuklardan gençlere, orta yaştan ileri yaştakilere kadar farklı yaş gruplarından çok sayıda kişi, ellerinde sepetleriyle mantar aramak için ormanın içinde ilerliyor. Birinin yaprakların arasında fark ettiği mantar, diğerlerini de aynı noktaya topluyor. Bulunan her yeni tür ise doğaseverlerde merak uyandırıyor.
Ormanda ilerledikçe mantar arayışı, yalnızca sepetleri doldurmaya yönelik bir etkinlik olmaktan çıkıp doğayı tanımaya dayalı maceraya dönüşüyor.
Günlük hayatta karşılaşılması güç, pazar ve manav tezgahlarında pek görülmeyen mantar türleri, ağaçların arasında doğal ortamlarında ortaya çıkıyor. Kimi mantarlar renkleri ve biçimleriyle uzaktan fark edilirken, kimileri yaprakların arasına gizlenerek ancak dikkatli bakıldığında görülebiliyor.
Buldukları mantarları uzmanlara gösteren doğaseverler, hangi türün nerede yetiştiğini ve ne gibi özellikleriyle tanınabileceğini öğreniyor. Ormanın sunduğu çeşitlilik, her yeni karşılaşmayı ayrı bir keşfe dönüştürüyor.
Mantar arayışının ön plana çıkan amaçlarından biri de doğada yetişen türlerin özelliklerini ve geçmişini öğrenmek olarak biliniyor.
Bilimsel adı “Amanita caesarea” olan, halk arasında “yumurta“, “padişah“, “imparator” veya “Sezar mantarı” olarak bilinen tür ise epey dikkati çekiyor.
Adını Roma İmparatoru Sezar’dan aldığı bilinen mantar, Antik Roma’da değer verilen türler arasında yer alıyor.
Sezar mantarının geçmişine ilişkin anlatılar, onun yalnızca lezzetiyle değil, imparatorluk sofralarıyla kurulan bağıyla da ilgi çektiğini gösteriyor.
Belgrad Ormanı’nın derinliklerinde mantar arayan doğaseverlerin karşısına çıkabilen bu tür, ormanın içinde saklanan doğal zenginliği de gözler önüne seriyor. Tezgahlarda görmeye alışık olmadıkları mantar türünü kendi yetiştiği ortamda bulmak, bu insanlar için hem heyecan verici bir keşif hem de yeni bilgiler edinme fırsatı sunuyor.
Mantarların renkli ya da dikkati çekici görünmesi, yenilebilir olduklarını anlamak için yeterli olmuyor.
Birbirine benzeyen türler nedeniyle doğada mantar toplamak, dikkat ve uzmanlık gerektiriyor. Bu nedenle mantar türünün doğru belirlenmesi, doğada yapılan keşfin en önemli aşamalarından biri olarak öne çıkıyor.
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa (İÜC) Ormancılık Meslek Yüksekokulu Ormancılık Bölümü Avcılık ve Yaban Hayatı Programı Başkanı Öğr. Gör. Dr. Ergün Bacak’ın hafta sonları düzenlediği eğitimlere katılan doğaseverler, ormana girmeden önce mantarlarla ve arazi koşullarıyla ilgili bilgi alıyor.
Ardından belirlenen güzergahlarda mantar arayan grup, yürüyüşte karşılaştığı örnekleri topluyor.
Aramanın ardından başlangıç noktasında yeniden bir araya gelen katılımcıların sepetlerindeki mantarlar tek tek inceleniyor.
Bacak, sonbahar yağmurlarıyla birlikte insanların doğada vakit geçirmeye ve mantar toplamaya daha fazla ilgi gösterdiğini söyledi.
Türkiye’de mantar tüketiminin yaygın olduğunu, farklı aromalara sahip mantarların lezzetleri nedeniyle tercih edildiğini ifade eden Bacak, şöyle konuştu:
“İnsanlar mantar toplamayı çok seviyor. Ülkemizde pek çok mantar tüketiliyor. Mantarlar çok lezzetliler, çok farklı aromalara sahipler ve tek başına da bir gıda olarak tüketilebiliyorlar. Fakat bilinçsiz bir şekilde zehirli mantarları da tüketebiliyorlar. Uzun vadede zehirleyen mantarları da tüketebiliyorlar ve bunlar insanların zehirlenmesine neden olabiliyor. Kısa vadede etkilerini haberlerde duyabiliyoruz. Birkaç gün içerisinde ölenleri haberlerde görebiliyoruz ama uzun vadede böbrek yetmezliğinden, karaciğer yetmezliğinden ölenleri duyamıyoruz. Çünkü onlar da mantardan zehirlendiklerini bilmiyorlar.”
Bacak, eğitimlerle öncelikle insan sağlığını korumayı amaçladıklarını, bütün mantarları tür düzeyinde anlattıklarını dile getirdi.
Özellikle zehirli türleri anlattıklarına dikkati çeken Bacak, “Ormanda rotalarımız var. Mantarların çok olduğu belirli rotalar var. Buralara gidiyoruz ve herkes mantarları topluyor. Ormanda da mantar eğitimi veriyorum ama topladıktan ve herkesin sepetleri dolduktan sonra yine ilk buluştuğumuz alanda buluşuyoruz. Katılımcıların topladığı mantarları onlara tek tek anlatıyorum. Zehirlileri, ekonomik değeri olmayanları, mutfak değeri olmayanları ayırıyorum. Nasıl pişirilmesi gerektiğiyle ilgili bilgiler veriyorum. Onlar da yanlarında mantar toplayarak ayrılmış oluyorlar.” diye konuştu.
Öğr. Gör. Dr. Ergün Bacak, mantarların ortaya çıkış zamanının yağışlarla yakından ilişkili olduğunu, ilk sonbahar yağmurlarının ardından uygun koşullarda yaklaşık 1 hafta ila 10 gün içinde mantarların görülmeye başlayabildiğini anlattı.
Mantarların genellikle her yıl aynı bölgelerde yetiştiğinin altını çizen Bacak, türlerin yetiştikleri ağaçlara ve zemine göre farklılık gösterdiğine işaret etti.
Bacak, mantar arayanların zamanla ormanları ve mantarların yetiştiği alanları tanımasının önemine değinerek, “Hem Türkiye’de hem Avrupa’da mantar yeri sormak etik değildir. Mantarın yeri sorulmaz. Çünkü her sene aynı lokasyonlarda çıkar. Belirli bir şekilde orman keşfini yaptıktan sonra ertesi yıllarda aynı alanları ziyaret edersiniz.” bilgisini verdi.
Mantarların yetiştikleri ortamların farklı olduğuna dikkati çeken Bacak, şunları söyledi:
“Bazı mantarlar kayın ağaçlarının dibinde, bazı mantarlar meşe ağaçlarının diplerinde, bazı mantarlar çam ağaçlarının diplerinde olur. Bazı mantarlar çayırda olur, bazı mantarlar ağacın üzerinde olur. Hedef türünüze ya da toplamak istediğiniz mantar türlerine göre ziyaret edeceğiniz ormanlar değişir. Sezar mantarı toplamak isterseniz sonbaharın ilk yağmurlarından sonra hazır olmanız lazım. Bolet mantarı, yani porçini toplamak isterseniz benzer şekilde. Fakat cücü mantarı, sığır dili ya da kanlıca toplamak isterseniz, İstanbul için söylüyorum, çam ormanına gitmeniz ve sonbaharın biraz daha sonlarını beklemeniz lazım. Mantarın ağaçlarla, toprakla, birbiriyle ilişkisini çok iyi bilmek lazım.”
Bacak, İstanbul’un ormanlarında çok lezzetli bir tür olan “Amanita caesarea”nın yetiştiğini anlattı.
Buna “yumurta mantarı”, “padişah mantarı” ve “imparator mantarı” da dendiğini aktaran Bacak, “Bu mantarın Latince ismi Caesarea. Roma İmparatoru Sezar’a atfedilmiş. Eski Roma’da bu mantarın halk tarafından yenilmesi yasaklanmış. Sadece imparatorluk mutfağına girecek ve bu mantarı sadece asilzadeler yiyecek. Hatta bu mantarı yemek için özel yemek takımları, özel bıçaklar, çatallar yapılmış.” diye konuştu.
Bacak, zehirli mantar türlerine ilişkin bilgi vererek, “Bir tanesi son derece lezzetli bir mantar, diğeri son derece ölümcül bir mantar. Bu köygöçüren mantarı, Amanita phalloides.” ifadelerini kullandı.
Bu mantarda bulunan amatoksinlerin ciddi zehirlenmelere neden olabildiğinin altını çizen Bacak, bu belirtilerin gecikmeli ortaya çıkabildiğine işaret etti.
Bacak, “İlk etkilerini genelde 6 ile 12 saat arasında gösteriyor. İlk etkilerini gösterdikten sonra maalesef karaciğere kadar gidebiliyor. Bu mantarın çok iyi tanınması lazım.” uyarısında bulundu.
Mantarların renklerine bakılarak “yenilebilir” veya “zehirli” olduklarına karar verilemeyeceğini belirten Bacak, doğru tür tanımlamasının önemini vurguladı.
Bacak, bazen “Renkli mantarlar yenilmez.” dendiğini aktararak, “Sezar mantarı çok daha renkli. O yüzden mantarları ayırt etmenin kolay bir yöntemi yok. Mantarları ayırt etmenin en iyi yöntemi, mantar uzmanı olan, akademik ve bilimsel olarak bu işleri yapan kişilerle mantar turlarına ve eğitimlerine katılmak. Son zamanlarda sosyal medyada mantar gibi mantarcı da bitti. Her taraf mantar eğitmeni oldu. Sosyal medya fenomenleri mantar eğitimi vermeye başladı. Bu da yakında toplu zehirlenmelere neden olabilecek bir risk barındırıyor.” şeklinde konuştu.
Mantarların birbirine benzemesi nedeniyle yalnızca görüntüye dayanarak tür belirlemenin riskli olduğunu vurgulayan Bacak, mantar toplamak isteyenlere öncelikle uzmanlardan arazi eğitimi almalarını önerdi.
Bacak, son üç günde zehirlenme belirtisi olan 2 kişinin mantarlarının gönderildiğini dile getirerek, şunları kaydetti:
“İkisi de entübe edilmiş hastalar. Bana gönderdikleri mantarlar zehirli ve hastanelik edecek mantarlar. Öldürücü mantarlar değil ama hastanelik edecek mantarlar. Mantar aslında bizim ülkemizde bir Rus ruleti gibi. Bir defa deniyor, iki defa deniyor. Biri bir zaman geliyor, bir şekilde hayatını kaybediyor. O yüzden bir mantardan yüzde 100 emin olman lazım. Dedenizden, babanızdan, amcanızdan, dayınızdan ‘Bizim köylü yiyordu.’ diye duyduğunuz için tüketirseniz çok büyük bir sıkıntı yaşayabilirsiniz. Köylü her zaman doğru mantarı yemeyebilir. Çoğunlukla doğru mantarı yiyor ama her zaman doğru mantarı yemiyor. O mantar pazarlarının sadece zabıta tarafından değil, ziraat mühendisleri, biyologlar, mantar uzmanları ve mikologlar tarafından denetleniyor olması lazım.”
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir
Daha sonraki yorumlarımda kullanılması için adım, e-posta adresim ve site adresim bu tarayıcıya kaydedilsin.
Δ document.getElementById( "ak_js_1" ).setAttribute( "value", ( new Date() ).getTime() );