Dolar
    5,7339
Euro
    6,4401
Borsa
    90.346
Altın
    245,1190
 yazdır      Twitter da Paylas Paylas   Twitter da Paylas Paylas    MySpace de Paylas Paylas   
Bu içeriği oyla
Toplam Yorum sayısı 1

Erdoğan´ın mahremine girilmiş!


13 Ağustos 2014 Çarşamba - 18:02


Yazı Boyutu:


İddialara göre paralel yapının elinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´a ait yatak odasından görüntüler bile varmış.

Erdoğan´ın yatak odası görüntüsü bile varmış.

Sonucu belli olan bir Cumhurbaşkanlığı süreci geçirdik. Erdoğan´ın %48-51 arasında oy alma ihtimalinin meydana geldiğini ama % 50´yi bir biçimde aşacağını düşünüyordum. Erdoğan % 48-49 oy alıp da ikinci tura kalsaydı, HDP oylarının bir çoğu yani ekseriyeti Erdoğan´a gider, yine tatilciler oy vermezse ve boykot yapanlar tavırlarını devam ettirirse oran 56-58´lere ulaşabilirdi.

CHP ve MHP´nin peş peşe konması, irili ufaklı öbür partilerin ve cemaatin bu çatıya eklenmesi, matematik toplamı tarzı bir netice vermeyeceği de aşikâr. Öyle umuldu, arzulandı ama gerçekleşme ihtimali esasen yok gibiydi.

Anadolu´daki MHP´lilerin azımsanmayacak bölümünden Erdoğan´a oy gideceği belliydi. Yine bundan önce bahsettiğim Türkiye´deki Cemaat düşmanlığının Erdoğan´a yaradığını görebiliyordum. İstanbul-Ankara Anadolu´dan farklı mı, bu konuyla alakalı aslında farklı değildi. Son yazılarımdan birinden bahsettiğim Cemaat düşmanlığı, umulmadık kesimleri Erdoğan çevresinde birleştirdi. Bir zamanlar Avrupa´da 30 sene savaşları vardı, Hristiyan mezhepleri savaşıydı. Şimdi hem ülkemizde, aynı zamanda yeryüzünde Müslümanlar arası 30 sene savaşları var adeta.

Tayyip Erdoğan´ın 30 Mart performansı Cemaat´e yönelik savaşa dayanıyordu. O zaman 17 ve 25 Aralık operasyonları tazeydi, içinde bulunduğu kendine göre ihanete ve acıya bağlanabilirdi. Ne var ki Ağustos ayı içinde yapılmış olan seçimde, hele de Cumhurbaşkanlığı seçiminde halen Cemaat´e kızgın olması bu denli beklenmiyordu. Ama Erdoğan, bu seçimde de Çatı adayı ile değil de Cemaat ile savaşır tarzda söylemlerde yer aldı yaptığı her mitingde.

Peki Niçin?

RECEP TAYYİP ERDOĞAN´IN KÎN´İ

Recep Tayyip Erdoğan hem çok kindardır, hem çok vefâkardır. Kendisine ihanet edene, uzun seneler yanında olsa dahi bir takım tavırlarından huzursuz olduğunda, şüphelendiğinde asla siyaseten de olsa güzel görmez, tersine yok edercesine üzerine abanır.

ANAP´ta bakanlık dahil olmak üzere mühim makamlarda yer alan ve İstanbul belediye başkanlığı döneminde Erdoğan´la uğraşan bir politikacı, AKP´nin kuruluşunda bu partiye çok girmek istemiş, araya çok sayıda insan sokmuş ama Erdoğan, "Onu partimin kapısının önüne köpek olarak dahi bağlamam" şeklinde açıkça red ederek geri çevirmiştir.

Erdoğan değil de, Erbakan olsaydı, o politikacı için "Mühim bir insan, dürüst, vatanperver" der ve partiye dahil ederdi. Demirel, Ecevit gibi liderler de alırdı. Üstelik Bülent Arınç, Abdullah Gül gibi isimler olsaydı, onlar dahi düşünebilirdi. Ama Erdoğan, şüphesiz karşı çıkarak kabul etmedi.

Ali Müfit Gürtuna, bir zaman İstanbul belediyesinde Erdoğan´nın hemen ardından ikinci adamdı. Yurtdışına gittiğinde Erdoğan´a vekalet edecek kadar Erdoğan´ın gözdesiydi. Hatta Refah Parti ve Fazilet Partisi, Gürtuna´dan çok hazzetmedikleri takdirde, Erdoğan onu korurdu. Fakat Erdoğan, malûmumuz bir şiir okuma sebebinden cezaevine düştüğü gün, yerine iştirak eden Gürtuna aynı gece İstanbul´un bilboardlarından Erdoğan´ın fotoğraflarını kaldırdı, bizzat kendi fotoğraflarını koydu. O andan bu yana Erdoğan´ın hainler listesinde yerini aldı. Nitekim, AKP´nin kuruluşunda Gürdoğan bütün çabalarına, rivayetlere göre milyon dolar destek önerilerine nazaran, ne bizzat kendisi, ne de parası AKP´ye giremedi. Erdoğan´a göre o bir haindi ve AKP´de yeri yoktu.

Bunlar gibi bir çok misal sayılabilir. Bunun tam tersi olarak vefa ile ilgili de çok örnekler var ama o farklı bir yazı konusu.

Sonunda Cemaat de hainler safına girdi ve Erdoğan´ın bitmek bilmeyen kinine maruz kaldı. 30 Mart seçimlerinde mitinglere taşıdığı kin, 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçiminde de sürmüş oldu.

CEMAAT - ERDOĞAN DÜŞMANLIĞI DA ERDOĞAN´A YARADI

Bunlardan farklı olarak da Türkiye´de esasen belli bir kısım vatandaşımız Cemaat´e düşmandı, bu düşmanlığa Tayyip Erdoğan da eklenmiş oldu. AKP´nin de Cemaat´e düşmanlar tarafında yer alarak ve savaşarak katılması ile, o vakte kadar AKP ile yediği içtiği bile ayrı gitmeyen Cemaat´ten % 80´lik sempatizanlar düşman olarak ayrıldılar. Bu ayrılıkların neticesi, etkisi çoğu insanın düşünemeyeceği kadar büyüktür, bilhassa de Anadolu´da. O yüzden Türkiye´de bir Cemaat düşmanlığı rüzgârı oluşturmuş oldu.

Miting dahi başaramayan, yalnızca salonlarda cılız konuşmalarla yetinen, kendini aday gösteren CHP ve MHP tabanının azımsanmayacak kısmının hazzedemediği çatı adayı İhsanoğlu´na aslında pek çok bir şey söylemedi Erdoğan. İhsanoğlu´nu muhatap almaktansa, Cemaat´e yüklenmeyi sürdürdü. Nedeni ise, Türkiye´deki Cemaat düşmanlığı rüzgarının kendisine yaradığının farkındaydı.

Bunlar elbette ki yalnızca seçim taktiği değil.

Recep Tayyip Erdoğan´ın Cemaat´e düşmanlığı gerçekçi bir husumet ve yalnızca 17 ve 25 Aralık nedeni ile değil. Kininin asıl nedeni ile karşılaştırıldığında bunlar basit düşer.

Kinin asıl nedeni kamuoyunca bilinmemektedir, yalnızca istişare yapılan kimseler biliyorlar. Seçimden öncesinde birden çok belediye başkanıyla müzâkere imkânım oldu. Bir tanesi Erdoğan´ın en yakınlarından biri. Üç belediye başkanından da aynı şu sözleri işittim.

"Biz Paralel düşmanlığını, seçime karşı bir şey sanıyorduk ve doğrusu bu istikamette bir şey de yapmıyorduk. Nedeni ise Paralelci dediğimiz insanlar yıllarca birlikte olduğumuz abdestli namazlı insanlardı. Üstelik, ´Başbakan bu kadar da üstlerine düşmese artık´ diye düşünüyorduk."

Erdoğan, meydanlarda bas bas Paralelcilere had bildirmekten söz ederken, ciddi anlamda da bakanlar, milletvekilleri, belediye başkanları vakayı çok umursamıyor gibi duruyorlar, bugünler de geçer diye düşünüyorlardı.

ERDOĞAN´IN YATAK GÖRÜNTÜLERİNİ ÇEKMİŞLER

Recep Tayyip Erdoğan bu sebeple kızıyor ve sitemkâr kelimeler ile hitapta bulunuyordu. Bunun üzerine istişare için toplantılar inşa etmeye başladı.

Görüşme yaptığım belediye başkanları da, gitmişler.

"Erdoğan öyle şeyler açıkladı ki, kendimizden utandık. Erdoğan´ın ailesiyle yatak odasındaki görüntülerini dahi çekmişler. Bunları anlatırken gözleri doldu Erdoğan´ın. "Benim mahremimle birlikte yatak odamda görüntüye almak nedir ya, bunun benzeri bir rezillik olabilir mi? Yazıklar olsun" derken hepimizin tüyleri diken diken olmuştu. O an anladık işin ciddiyetini."

Zaten döndükten hemen sonra ilk iş olarak paralelcileri temizlemeye başlamışlar.

"Başbakanımızın mahremiyetini görüntüye çeken vatandaşlar artık bizimle beraber olamazlar. Başbakanımızın da dediği gibi, sırtımıza binmiş akrepleri bizi öldürmeden denize dökmemiz, onlar bizi öldürmeden bizim onları yok etmemiz gerekir."

Cemaat´in aldığı arazi ihalelerini iptal etmişler, beraber yaptıkları işleri bitirmişler, daha da birçok şey yapacaklarmış paralel örgütle uğraş için.

Görüştüğüm Belediye Başkanlarından duyduğum bu sözlerin benzerlerini, birden çok milletvekili tanıdığıma da teyit ettirdim." Esasen Başbakan, yalnızca benim görüntülerim yok, Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül´ün de görüntüleri bulunuyor demişti" diye anımsattı bir milletvekilli.

Bir başka milletvekili de, konuştuğum belediye başkanlarının benzeri "Cemaat´le ilgili tenkitleri ben de başta çok ciddiye almamıştım ama yanılmışız" diye konuştu .

Anlaşılıyor ki, AKP tabanındaki ve halktaki Cemaat öfkesi, bir takım AKP yöneticilerine, milletvekillerine ve belediye başkanlarına belli bir süre geç erişmiş. Bazıları 30 Mart seçimlerinden daha sonra tavrını belli edebilmiş, bazıları halen tarafsız görünmeye çalışıyormuş. Yani Recep Tayyip Erdoğan´ın en çok kızdığı ve affedemediği şey de bu.

Bu yüzden anlı şanlı diye malum olan birçok AKP´li isim politika tarihinden silinip, umulmadık adlar sivrilirse hiç de şaşırmayın.

ERDOĞAN, GÜL VE ARINÇ EN İYİ DOSTLAR

Normalde AKP üç kişiden oluşur. Erdoğan, Gül ve Arınç. Bir dördüncüsü yoktur.

Bu üçlünün abisiyse Bülent Arınç´tır. Kamuoyunda karikatürize edildiğine, ağlayan adam imajı verildiğine, "öyle canayakın gibi göründüğüne kanmayın hiç kimseye yararı yoktur, yara almış parmağa birşey etmez" dedikodularına, özgül ağırlığının dalgaya alındığına, bir takım sözleri ile eğlenildiğine bakmayın; hakikaten de AKP´nin en basit taşıdır.

AKP´nin kuruluşunun açıklanacağı sırada, "FP´nin kapatılma davası sürerken yeni partiyi izah etmek şerefsizliktir" demiş ve AKP ancak FP´nin kapatılmasının ardından açıklanabilmiştir.

Erdoğan, Gül ve Arınç, birbirlerine milletvekilliği, başbakanlığı ve cumhurbaşkanlığı ikram edebicek kadar içli dışlı dostlardır. Dava arkadaşlarıdırlar.

Nitekim Abdullah Gül Recep Tayyip Erdoğan´a başbakanlığı, Recep Tayyip Erdoğan ise Gül´e cumhurbaşkanlığını ikram etmiştir. Bu üçlü, birbirlerinin en iyi dostu hatta kardeşleridir.

Ancak Bülent Arınç, daima mazlum, perde arkası kuvvet, hiçbir birşey istemeyen, hiçbir makamda gözü olmayan bir dost olarak kaldı bu üçlünün aralarında.

Başbakanlık sırası da normalde Bülent Arınç´ta. Üç yakın arkadaş aralarında olması gerekli olan da bu.

Fakat Cemaat´le meydana gelen aşama, bu üç yakın dosttan ikisini Erdoğan´ın tarafında düşürmüş durumdadır.

BAŞBAKANLIKDA SIRA BÜLENT ARINÇ´TA LÂKİN ARINÇ´TA BAHT YOK

Normal olarak başbakanlık sırası Abdullah Gül´de değil Bülent Arınç´ta...

Lâkin Cemaat´le savaşı çok önemseyen ve sonuna kadar götürmekiçin direnen Erdoğan, bu mücadeleyi en tepeden yapabilmek amacıyla Cumhurbaşkanı olmak istemiştir. Bülent Arınç´ın bu mücadeleyi olması gerektiği kadar yapamayacağını düşündüğünden Başbakan olma sırası geldiği halde Bülent Arınç´ın başbakan olma ihtimali çok zor.

Çünkü Arınç, "narin yüzlü, merhametli" yapısıyla paralel örgütle olması gerektiği kadar uğraş veremez, hatta damadı da Cemaat üyesi.

Bahtsızlık olacak işte!

O olmayınca Abdullah Gül olması gerekli aslında, ama o da Cumhurbaşkanlığı süresince Recep Tayyip Erdoğan´a göre Paralelcilere tam olarak net bir üslûp koyamadı ve "Köşk´teki paralelciler" sebebinden sorunlar yaşandı.

Bu nedenlerle, şayet kardeşlik ağır basar ise halen Bülent Arınç bir numaralı aday olduğu halde, Başbakan adayı olarak Ahmet Davudoğlu, Binali Yıldırım, Emrullah İşler, Hakan Fidan, Efgan Ala adları da ağır basıyor.

Ölçü olarak Cemaat ile uğraşmak ön plana çıkarsa, Emrullah İşler ismi sürpriz olarak bir adım önde oluyor.

Yeni Başbakan "sevgili kardeşim" ölçüsüyle değil de, "Cemaatle en keskin uğraş edecek savaşçı" değerlendirmesiyle seçilip atanacak gibi sanki.

Asiye Güldoğan

Kaynak: Oda Tv

Etiketler : rte, recep tayyip erdoğan, yatak odası, mahrem, erdoğanın yatak odası, erdoğana suikast
Bu haber sizden önce 15028 defa okunmuştur.
Yorumlar
DenemeKisisi - 9 Eylül 2014

Deneme Yorumu



Diğer Haberler
CHP Abant´ta kampa giriy
Büyükerşen CHP´ye mi kat
Azeriler Türk bayraklarını ind
CHP´nin türban tavrı net
İlk oylamada ‘kriz´ çıkt
İlk transfer Keçeciler
Hayrünnisa Gül AKPM´de k
Okay´dan Erdoğan´a
Terör örgütü koşulsuz silah bı
CHP mahkemeye gitmesin yeter
CHP´li Sav ve Anadol&acu
Son ülkücüler için özgürl
Sarıgül´ün binasına kurşun
AKP´yi destekliyor
Şok İddia !
´28 Şubat´ sesleri
Takma dişleri ağzından çıktı
Kılıçdaroğlu´ndan veto
Soylu´dan çarpıcı sözler
Kış aylarında egzersiz

RÖPORTAJLAR
Okunma : 1049 Yorum : 0
Okunma : 1099 Yorum : 0
Okunma : 1102 Yorum : 0
EN ÇOK YORUMLANANLAR
YAZARLAR
EN ÇOK OKUNANLAR
VİZYONDAKİLER
GÜNLÜK BURÇ YORUMLARI
  • Koç
  • Boğa
  • İkizler
  • Yengeç
  • Aslan
  • Başak
  • Terazi
  • Akrep
  • Yay
  • Oğlak
  • Kova
  • Balık

NÖBETÇİ ECZANELER

MANŞETLERDE BUGÜN

ŞANS OYUNLARI
ANKETİMİZE KATILIN
İBB BAŞKANI KİM OLMALI ?
Binali YILDIRIM
Ekrem İMAMOĞLU
NAMAZ VAKİTLERİ